Seyfo Dayı – Nihat Nikerel

Nihat Nikerel (1950 – 26 Eylül 2009)

Sinema ve dizi oyuncusu, Yazar .

“Eğer bir gün gökyüzünün kara mavi çizgisinde bir kırlangıç sürüsü görürseniz bilin ki kanatlarının altına saklanan ıslak tebessümlerle bulut gülümsemeler benden size kalanlardır.”

Kurtlar vadisinin Seyfo Dayı‘sı,

Sıcak saatlerin Cehennem Cevdet‘i

Ağır romanın Arap Sado’su,

Ağaların düğününün Makinist İsmail’i,

kopuk takımının Kahveci Abdi’si,

bizim evin Necdet Reis’i

Hayat türküsü’nün Mustafa beyi

sinema filmlerinde Ebukasem, Şövalye, Derviş …

1950 yılında Çorum’da doğan sanatçı 1972-1976 yılları arasında uzun bir dünya seyahati yaparak yurda döndü. 1985 yılında senaryolaştırılabilecek öykü yazarak sinemaya adım attı. Çeşitli sinema ve dizi filmlerde rol almanın yanı sıra kitap yazdı. Nikerel, İstanbul Aydın Üniversitesi’nde İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü öğrencisi olup, aynı zamanda öğretim görevlisi olarak İletişim bölümünde ders verdi. 26 Eylül 2009 tarihinde Beşiktaş’taki evinde oğlu tarafından ölü bulundu. Yapılan incelemede, uykusunda kalp krizi geçirerek öldüğü anlaşıldı.. 27 Eylül 2009 tarihinde Levent Camisinde tören düzlendi. Öğle namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığına defnedilmiştir.

Değerli hemşehrimiz, değerli insan Nihat Nikerel ile SarDer Haber’in (Çorum ili Kargı ilçesi Saraçlar Divanı Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği yayın organı) yaptığı röportajı sunuyoruz.

SarDer Haber: Nihat bey, Nihat NİKEREL olması gerektiği yerde mi? Yaşamında istediği noktalara ulaşabildi mi?

Nihat NİKEREL: Eğer bu soruya samimi bir cevap vermem gerekirse ki, ben samimi bir insanım. “Olduğum yeri hayal etmeyi bile hayal edemezdim.” O yüzden olmayı düşüneceğim yerin çok üstünde bir yerde olduğumu düşünüyorum. Ancak olmam gereken yer burası değil, kesinlikle daha ilerisi olacak.

SarDer Haber: Nihat NİKEREL rol seçer mi?

Nihat NİKEREL: Evet seçerim, çünkü zaten seçerek başladım bu işe. Önce yazarak ve yöneterek başladım sonra yaparak devam ettim. Bugün oynayarak sürdürüyorum. Dolayısıyla seçkinciliğim en başta ırmak filmi kurmakla ve kendi yazdığım hikâyeleri senaryolaştırıp filme çekmekle başladı. Ve bugün oynadığım her rolü isteyerek bilerek ve tercih ettiğim için oynadım.

SarDer Haber: Seçtiğiniz rollerde genellikle babacan, sözünü dinleten karakterleri oynuyorsunuz. Bu karakterler yaşamınızla örtüşüyor mu?

Nihat NİKEREL: Evet, yaşamla canlandırdığım karakterlerin örtüştüğü oluyor. Zaten, senaryolar yapılırken yaratılan karaktere biz uygun bulunduğumuzda yapımcılar, yönetmenler ya da senaryo yazarları: bizi o rolle bütünleştirdiklerinde oraya katacaklarımızın da hesabını yapıyorlar. Dolayısıyla benim günlük hayatımda tavrım; büyük ölçüde canlandırdığım her karakterde bir yanı ile yansır.

SarDer Haber: Sizi oynadığınız her rolde başarılı buluyoruz. Siz kendinizi hangi rolde başarılı buluyorsunuz? Veya kendinizi en yakın hisseciğiniz karakter hangisi oldu?

Nihat NİKEREL: Öncelikle şunu söyleyeyim, aynı oyuncu kolay kolay her rolde başarılı olamaz. Çünkü her proje başarılı olamaz. Ben kendi başarımdan söz edebilirim ama sonuçta ortak başarı yinede projenindir. Yani önce hikâyeyi projeyi alıyorum o projenin gerçekten topluma ne sunabileceği ne sunuyor olup olmadığını deşifre etmeye çalışıyorum. Sonra o projeyi yaratanlarla paylaşıyorum. Proje gerçekten genel bir kitleyi içine alabilecek bir düzeyde ise o düzeysiz bir rol olamaz zaten. Dolayısıyla da o paralelde de bana düzeyli bir rol geldi demektir. Ben elimden geldiği kadar o düzeyi korumaya ve mümkünse de onun yukarısına çıkartmaya çalışıyorum. Bütün diğer arkadaşlarımızın da aynı ölçekten bakıp yaklaştığında genel olarak projeler başarılı oluyor. Ben de bugüne kadar henüz başarısız bir projede oynamadım. Sorunun diğer yarısına gelelim. Bir devlet tiyatrosu sanatçısı belki de bütün sanat hayatı boyunca ancak 6, 7 değişik karakteri ve de temel karakterleri canlandırabilir. Bense; tiyatro, sinema, televizyon dizileri olmak üzere 20 civarında belki fazlada olabilir karakteri canlandırdım bu çok ciddi bir rakam. Ama ben bu konuda çok da sadede girmek istemiyorum.

SarDer Haber: 40′ın üzerinde filminiz olduğunu biliyoruz. Öyleyse film sayısı karakterler sayısını yansıtmıyor. Canlandırdığınız karakterlerden söz eder misiniz?

Nihat NİKEREL: Tabi film çok ama birden fazla filimde aynı karakterler olabiliyor. Mesela birkaç filimde avukatı oynamışım hepsini tek bir karakter kabul ediyorum. Mesela mahkûmu oynamışım 5 tane mahkûm oynamışım ama sadece mahkûm. Bu itibarla yarattığım o 20 karakteri sıralarsak; kurtlar vadisinin Seyfo Dayı’sı, Sıcak saatlerin Cehennem Cevdet’i başta olmak üzere ağır romanın Arap Sado’su, başka olur ağaların düğününün Makinist İsmail’i, kopuk takımının Kahveci Abdi’si, bizim evin Necdet Reis’i en son mesela çok farklı bir karakter yarattım yine. Hayat türküsü TRT1′de yayınlandı. Mustafa beyi iki karakteri oynadım. Yine sinema filmlerinde Ebukasem, Şövalye ve Derviş’i oynadım. Bunları sıralayabilirim. Bu karakterlerin hepsinin de bir lakabı vardır. Bugüne kadar canlandırdığım karakterlerin içersinde çok beğendiğim. Televizyonda sıcak saatler ve Cehennem Cevdet’tir. O kadar sevdiğim bir karakterdir ki, Fransızca olarak da karşılığını koluma dövme yaptırdım. Tiyatroda Arap Kadri ile 2005 yılının Magazin Gazetecileri derneğinden Türkiye’nin en iyi oyuncusu ödülünü aldım. Aynı rolle ve aynı oyunla iki tane arkadaşıma yardımcı oyuncu ödülünü aldırdım. Bundan dolayı bağlı olduğum tiyatro ayrıca bana Sadri Alışık ödülünü verdi

SarDer Haber: Nihat NİKEREL dizilerde söylediği özlü sözleri gerçek hayatta sık sık kullanıyor mu?

Nihat NİKEREL: Evet kullanırım benimle beraber yaşayanlar vardır. Yalnızlığın kapısı ağırdır içeriye giren girdiği gibi mi kalır? Çıkmak için mi çabalar? Diye bir söylevim slogan olmuştu bir zamanlar. Kardeşlik dedim kalmıştır. Zalım dedim literatüre geçmiş, üzerine türküler yapılmıştır. Bu arada hazır yeri gelmişken bir tane daha örnek vermek isterim. Ben albüm de yaptım şiir albümü “Aralıkçı” diye aynı anda kitap ta cıktı. Onun dışında başka kollektıf albümlere de katıldım. Mesela kıracın bir albümünde zerda adlı saunter hakkında beşinci parça sözleri ve sesi benimdir. Kıraç ona çok güzel bir beste yaptı ve o yıl bütün Türkiye’nin barlarında o söylenmiştir. Burada sunu da hemşehrilerimizle paylaşmış olalım, “gayrı dayanamam ben bu hasrete Hüseyinim sende gitme geçiyor gençlik çağlarım.” Bu da banim bizzat dayımın türküsüdür. Dayım için yazılmış bir türküdür. Akıbeti beş ölümle sonuçlanmış hazin bir hikâyedir.

SarDer Haber: Sanat hayatınız özellikle aktörlük yaşantınız nasıl başladı?

Nihat NİKEREL: İlk kitabım  ‘dostluklara’ 1980 yılında çıktı. Ondan sonra yazarlık hayatım devam etti. Ve Dostlukların içerisinde iki tane öykümü filmciler fark ettiler. Bu vesileyle sinema sektörüne girmiş oldum. 1984 yılında ırmak filmi kurdum ve ilk filmim ırmağa yolculuğu çektim. Pamuk emekcılerının hayatını anlatabilmek üzere. Daha sonra “Düşler” ve “Düşler Artık Yetmiyor”’u çektim. Irmak filminin de yönetmenliğini yapıyorum hiç oynamıyorum o filmlerde. Ve nihayet “belene” adlı dizide Hüseyin Karakaş (TRT deki ilk büyük prodüksiyondur o) Bulgaristan’da ismi değiştirilen Türklerin hayatını anlatan, “ramadan” diye bir kahraman vardı. Yedi arkadaşını kaçırıyor ve sonra kursuna diziliyor. Bulgar subayları tarafından tel örgülere takılıyor. Bu rol teklifi geldi bana öylece aktörlük yaşantımız başlamış oldu. O günden bugüne de aktörlük yapıyorum. Gayet mutluyum memnunum.

SarDer Haber: Ödüllerinizden bahseder misiniz?

Nihat NİKEREL: Tabi ki çok sayıda ödül aldım. 2005 yılı magazin gazetecileri derneği en iyi tiyatro oyuncusu ödülü aldım, Antalya film festivalinde “Hoş Geldin Hayat” adlı filmde yardımcı erkek oyuncu ödülüne aday gösterildim. Köyceğiz film festivalinin şeref konuğu ödülü verdiler. Onur ödülü diyorlar buna çünkü onu biz kurmuştuk. Avşa film festivalinin yine onur ödülünü aldım. Bir sürü üniversitenin ve okulun hem fahri öğrencisi, hem de fahri öğretmeniyim. Yine bir sürü kentin fahri hemşehrisi ve festival ağasıyım. Bunlarda bir ödüldür diye kabul ediyorum. Bir çırpıda aklıma gelenler bunlar.

SarDer Haber: Sanatın her dalında varsınız hangi dal daha ağır basıyor? Yani ilk göz ağrım veya bu benim mesleğim dediğiniz hangi dal?

Nihat NİKEREL: Yazmak derim yani yazmak müthiş bir şey. Beni ben yapan yazma duygumdur. Onun dışında resimle uğraşıyorum doğru. Müzikle türküleri çok severim ama sesim çok terbiyesiz bir ses. Onun dışında şiir yorumluyorum, okuyorum. Tiyatroyu yapıyoruz zaten. Sinema zaten hepsini içine alan dal. Heykel evet ağaçtan, taştan ya da mermerden heykel yapmayı severim, yapılmış heykelleri boyarım. Dolayısıyla sanatın bütün dallarıyla yakın olmaya çalışıyorum doğrudur.

SarDer Haber: Yeni bir sinema çalışmanız var mı?

Nihat NİKEREL: şu anda dizi film çalışmam var. Ama geçtiğimiz yıllardan programımıza aldığımız iki tane sinema filmim var. Bir tanesi bu ayın sonunda başlayacak bir tanesi de Ağustos ayının sonunda başlayacak. Onlar daha başlamadığı için bir şey diyemem ama iki tane sinema filmi ile ilgili görüştüm konuştum anlaştım. şu anda isimlerini vermeyi uygun bulmuyorum.

SarDer Haber: Sizin gibi topluma mal olmuş sanatçılar genellikle İstanbullu olmayı tercih eder ya da Türkiyeliyim der. Sebebi sizce nedir.

Nihat NİKEREL: Tabi bunun sebebi hangi niyetle söylendiğine bağlı ama gerçekten ya İstanbul’da doğmuşlardır ya da İstanbul’da yaşıyorlardır. Ya da kendilerini İstanbullu hissediyorlardır. Sanatın kalbi Türkiye’de İstanbul’da atıyor. Dünyanın her tarafında böyledir. Yani büyük kentler aynı zamanda bütün aksiyonları da içinde barındırır. Sanat yapanların İstanbulluyum ya da Türkiyeliyim demeleri çok normal. Ama ben Çorumluyum demekten, yiğidin harman olduğu yerdenim demekten her zaman gurur duyarım. Her zaman Çorumluyum dedim.

SarDer Haber: Çorum’da yaşayan yakınlarınız var mı?

Nihat NİKEREL: Evet var. Çorum’da büyük bir aileyiz biz. Çorum’un diyelim geçmişi en az 200 yıl öncesine dayanan 10 ailesi varsa biriside bizizdir. Önce şiranlıoğulları sonra celepoğulları adıyla daha sonra soyadı kanunu çıkınca da Nikerel olarak aldığımız soyadla devam eden. Geniş bir sülalem var.

SarDer Haber: Şu an orda yaşıyorlar mı?

Nihat NİKEREL: şu anda orada yaşayan annem ve kardeşim var, ananem ve erkek kardeşim yeğenlerimle beraber orda yaşıyor ağabeyim orda yaşıyor. Bir ablam vardı o rahmetli oldu öbürü orda yaşıyor çocukları ile beraber belki bunun dışında benim bilmediğim yani orda yaşayıp yaşamadıklarını bilmediğim akrabalarımda olabilir. Onlar biliyorlar ama ben şu anda onların yani teyzemin kızları var onları biliyorum ama kaçı orda ne kadarı burada olduklarını da bilmiyorum ama orda amcam vardı mesela, çocukları Ankara’da onu biliyorum, halamın çocukları Ankara da onları biliyorum. Konya da var. şöyle bir toparlarsak 300 kişiyi falan çok rahatlıkla kan bağı olarak bulurum. İki kişiye telefon ederim onlarda etrafına telefon ederler dolayısıyla yarın akşam burada 300 kişilik bir yemek verebiliriz.

SarDer Haber: Soyadınızın anlamı nedir?

Nihat NİKEREL: Evet NİKEREL Nike eski Roma’da barış tanrısı demektir. Nikerel de Farsça Barış tanrısının eli demek.

SarDer Haber: Geleceğe yönelik hedefleriniz ve planlarınız nelerdir?

Nihat NİKEREL: Tasarımlarımdan en önde gelen bir tanesi vefa kentinde bir film çekmek ve uluslararası arenaya o filmi sunmak. Bunun için kültür bakanlığı nezdinde girişimlerim var. İlgili yerlere gerekli müracaatları da yaptım. Gerekli desteği aldığım zaman elimde hazır tuttuğum projemi hayata geçireceğim. Hitit uygarlığının kalıntılarından benim ve benim insanlarımın üzerinde ki etkilerini anlatan son derece dramatik son derece anlamlı bir hikâyeyi sinema filmine çekmek istiyorum. Yani bunu yapabilmeyi çok arzu ediyorum. şair olarak bütün şairleri severim. Ama Atilla ilhan gibi olmak isterim. Bir gün kısmet olursa yeniden bir ulusal kanalda Atilla ilhanın yaptığı geçmişe yolculuk gibi olmasa bile oradan esinlenerek o formatla bir televizyon programı yapmayı amaçlıyorum. Bir de yine bir müddet sonra “Mahsun Kardelenlerin Coşkulu Türküsü” adlı romanımı 2010 yılında yayınlayacağım. Onu yayınladıktan sonra yine ulusal gazeteler de çetin Altan gibi olmasa da ondan esinlenerek köşe yazıları yazmak isterim. Böyle mütevazı 3 dileğim var.

SarDer Haber: İnşallah gerçekleşir.

Nihat NİKEREL: inşallah.

SarDer Haber: SarDer Haber Türkiye’nin her köşesinde 10.000 civarında Çorumluya ücretsiz ulaşıyor. Öncelikle dergimizi nasıl buldunuz? Ve böyle bir çalışmayı nasıl yorumluyorsunuz?

Nihat NİKEREL: Derginize şöyle bir baktım. Çok mütevazı şartlarda hazırlanıyor olmasına rağmen, amatör bir ruhla yapılıyor olmasına rağmen sevimli ve albenisi var. Daha yeni sayılır. Zaman içerisinde yazı kadrosu da, mizampajı da geliştirilebilir. Yazı kadrosuna belki edebi hayata armağan olabilecek kıymette yazılar yazanlar dahil olabilir. Bir defa bütün öncü düşünenleri daha sonra yayın hayatına taşıyanları ve bütün katılımcılarınızı sizi de dahil olmak üzere tebrik ediyorum. Elbette ki bir yayını yürütebilmek, yaşatabilmek çok özveri ve maddi ve manevi katkı isteyen bir uğraş. Bu konulara duyarlı hemşehrilerimizin bir şekilde katkıda bulunmasını dilerim. Bu desteğin geleceğini de umuyorum hiç şüphem yok devam etmenizi diliyorum. Ben de bu noktadan sonra size kendi çapımda bir katkı yapacağım her sayınızda bir yazı vereceğim. Bunu da böylece vaat etmiş olayım.

SarDer Haber: Teşekkür ederiz. Son olarak SarDer haber okurlarına ve Çorumlu hemşerilerinize neler söylemek istersiniz.

Nihat NİKEREL: Eğer bir gün gökyüzünün kara mavi çizgisinde bir kırlangıç sürüsü görürseniz bilin ki kanatlarının altına saklanan ıslak tebessümlerle bulut gülümsemeler benden size kalanlardır. Siz de çekemezseniz gülün nazını ne dikenine dokunun ne yaprağını incitin. Sevgiye dostluğa ve umuda hasret herkese bir tutam gökkuşağı gönderiyorum.

SarDer Haber: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz.

Nihat NİKEREL: Eyvallah.

Filmografisi

İpsiz Recep “Emice”
Anneler Günü – 2007
Sana Mecburum – 2007
Susuzluk Halil 2006
Yaşanmış Şehir Hikayeleri – 2006
Hacı – 2006
Köprü – 2006
Adressiz Sorgular – 2006
Ölümüne Sevdalar – 2005
Yolun Sonu – 2005
Sevda Tepesi – 2005
Hoşgeldin Hayat – 2004
Kayıp Aşklar – 2004
Kimsesiz Zaman Tasvirleri – 2004
Brindar – 2004
Esir Şehrin İnsanları – 2003
Kurtlar Vadisi – 2003
Yaralı – 2002
Karaoğlan – 2002
Zerda – 2002
Deli Yürek: Bumerang Cehennemi – 2001
Bıçak Sırtı – 2001
Eski Bir Yangın – 2000
En Güzel Güzel – 2000
Merdoğlu – 2000
Bizim Yunus – 2000
Parçalanma – 1998
Sıcak Saatler – 1998
Aynalı Tahir – 1998
Yasemince – 1997
Avrenos’un Müşterileri – 1995
Ayrı Dünyalar (2) – 1995
Bizim Ev – 1995
Manisa Tarzanı – 1994
Garip Bir Kolleksiyoncu – 1994
Gerilla – 1994
Can Perdesi – 1993
Şaban Askerde – 1993
Sonsuzluğun İki Yakası – 1993
Beşinci Boyut – 1993
Süper Baba – 1993
Kopuk Dünyalar – 1992
Başka Olur Ağaların Düğünü – 1990
Bir Irmağa Yolculuk – 1988
Reis Bey – 1988
Görüş Günü – 1987
Belene – 1987
Yalnızlık Bir Şarkıdır – 1987

Kitapları

Aralık’tı, 2004
Yalansız Yalnızlığım, 2005
Ay Zamanı Zalımca, 2006

Yorum yazın