2010 Yılı Kargılı Hemşehrilerimiz ile Derneğimizin Yeniden Bütünleşme ve Birlikte Fayda Elde Etme Yılı Olacaktır.

21 Mart 2010 Genel Kurul Toplantısı Yapıldı


KarDer’in 9. Olağan Genel Kurulu, 21 Mart Pazar günü Bağcılar’da bulunan dernek merkezinde gerçekleştirildi. Şahin YAĞCI yeniden KarDer Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. (Yönetim Kurulu'nu tanımak için tıklayınız)

KarDer Yönetim Kurulu Başkanı Şahin YAĞCI Genel kurul öncesi yaptığı açılış konuşmasında özetle şunları söyledi.

1993 yılında kurulmuş olan derneğimiz, inişli çıkışlı dönemler yaşamış olsa da Kargı’da, Çorum’da ve İstanbul’da gündem yaratan faaliyetlere imza atmayı başarmıştır.
Bu vesileyle, kurucu başkanımız Sayın Recep Gündoğdu’dan başlamak üzere (kendisini rahmetle ve şükranla anıyorum) değerli hizmetleri geçmiş olan: e  başkan ve yöneticilerimize, şube başkanlarımıza ve yöneticilerimize, özellikle de; resmi bir sorumlulukları olmadığı halde: duyarlı ve sorumlu davranıp, tüm organizasyonlarımızda bizimle beraber olan köy derneklerimizin çok değerli ve duyarlı başkanlarına ve yönetim ekiplerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bundan sonra da bu duyarlı ve sorumlu anlayışın devam etmesi en büyük arzumuz.

Sayın misafirler, değerli hemşehrilerim.
Derneğimiz 18 yaşına bastı. Bu süre zarfında iyi günlerimiz de zor
günlerimiz de oldu.

İstikrarlı bir yükseliş trendi yakaladığımız söylenemez. Borsa zikzakları gibi tavan yaptığımız her dönemin, her faaliyetin sonunda maalesef tabana vurduk. Ve maalesef bu emeklerimizi yöremiz ve yöre insanımız lehine değerlendiremedik.

Peki neden?
Herkesin şapkasını önüne koyup bu neden sorusuna cevap araması gerekiyor.
Nerede yanlış yapıyoruz?, İstikrarı neden yakalayamıyoruz?
Dernek ve dernekleşme anlayışımızdan kaynaklanan sorunlar mı yaşıyoruz?
Eski ve köhne zihniyetleri bırakamıyor muyuz?
Bu birlikteliği küçük hesaplara alet mi ediyoruz?
İnsanları din ve siyaset ekseninde değerlendirip o bizden değil mi diyoruz?
Küçük olsun benim kontrolümde olsun “ben”cilliğinden hala kurtulamadık mı?
Hareket etmeyle ilerlemeyi, çalışmakla başarıyı birbirine mi karıştırıyoruz?
Bu güç birliğini zedeleyen başka ne gibi sorunlarımız var?

Bunların hepsini sakin kafayla, özeleştiri yapmaktan korkmadan ve de elimizi vicdanımıza koyarak kendi kendimize düşünmemiz gerekiyor. Ve eğer Kargılıların birlikteliğini zedeleyen bu tür hata ve eksiklerimiz varsa bunları düzeltmemiz, bunlardan vazgeçmemiz ve olumlu ve duyarlı davranıp birlikteliğe katkı sağlamamız gerekiyor.

Sayın misafirler, değerli hemşehrilerim.
Artık, inişli çıkışlı trendi, istikrarlı ve sürekli bir yükseliş trendine dönüştürmenin, daha büyük bir güçle, daha büyük hedeflere yürümenin zamanı geldi diye düşünüyorum. Bunun için belki de: öncelikle dernekleşmeyi herkesin anlayabileceği bir dille yeniden tarif etmek gerekiyor.

Dernekleşmek toplumsal birlikteliğin sağlanması, örgütlü toplum demektir. Örgütlü toplum olmanın kuralları ve toplumsal birlikteliğin nasıl sağlanması gerektiği her derneğin tüzüğünde açıkça yazılıdır. Bunun için Amerika’yı yeniden keşfetmeye de gerek yoktur.

Dernekleşmek, (özellikle de Yöresel: bir köyü, bir ilçeyi yada bir ili temsil etmek üzere kurulmuş hemşehri dernekçiliği) hepinizin de bildiği gibi “ dil, din, ırk, meshep ve siyasi görüş farkı gözetmeksizin, toplumu oluşturan tüm bireylerin ortak amaç/amaçlar etrafında toplanması ve örgütlenebilmesi” dir.

Eğer bu toplumsal değerlerin hepsine birden ve aynı oranda saygı gösteremiyorsanız, bunlardan bir kısmını içinize sindiremiyorsanız. O toplumu temsil ediyor olamazsınız. Toplumu değil sadece kendinizi kandırır, üstelikte toplumsal birlikteliğin zarar görmesine sebep olursunuz. Bu hassas noktada yapılan hata ve yanlışlıklar toplumda:

  • Bölünmeye parçalanmaya yol açar,
  • Dernek beni temsil etmiyor duygusu yaratır,
  • Kutuplaşmalara, gruplaşmalara yol açar,
  • Derneği ve toplumsal sorunları sahiplenme duygusunu azaltır,
  • Önyargılara, insanların birbirine tereddütle bakmasına sebep olur,
  • Dernek, güvenirliliğini ve saygın bir kurum olma niteliğini kaybeder.

Hal böyle olunca da: ağzınızla kuş da tutsanız etkin bir güç olamaz, toplumu ortak amaç yada amaçlar etrafında toplayamazsınız.

Bu sıkıntıların hepsi değilse de bir kısmı derneğimizde maalesef yaşanmış ve etkileri devam ediyor. Bu sıkıntıların üzerine bir de Global ekonomik kriz eklenince 2008-2010 dönemi bütün derneklerde olduğu gibi bizde de sönük geçti. Bu yüzden bu dönem faaliyet raporumuzda fazla bir aktivite göremeyeceksiniz.

Fakat, aktivitelerden çok daha değerli ve önemli kazançlar sağladığımızı söyleyebilirim. Çünkü, derneğimize genç, dinamik ve kültür seviyesi yüksek yeni arkadaşlar kazandırdığımız gibi, Onur Kurulu Başkanımızı da bulduk.
Bizlerle berber olmaktan onur duyacağını belirten Dış İşleri Müsteşarı hemşehrimiz Sayın Hakkı Akil derneğimizin Onur Kurulu Başkanı olma teklifimizi kabul etmiştir.
 
Öncelikle sizlerin maddi ve manevi desteğini alarak, Onursal başkanımız ve Onur Kurulumuzun hepsi birbirinden değerli üyelerinin de desteğiyle, bu arkadaşlarımla geleceğe yönelik, ayağı yere basan 25 adet projemizi hayata geçireceğimize inanıyorum.

“Kurumsal Yapının Oluşturulması”nın hemen ardından, “Sahiplenme duygusunun geliştirilmesi” projesini uygulamaya koyacağız. Bu proje kapsamında:Kırgınlıkların, küskünlüklerin ve önyargıların ortadan kaldırılması bu projenin temelini oluşturuyor.
Acılarımızı da sevinçlerimizi de hep birlikte paylaşalım istiyoruz. Biz yönetim olarak birlik ve bütünlüğümüze zarar verecek hiçbir faaliyetin içinde olmayacağız. Sizlerden, üye ve hemşehrilerimizden beklentimiz de: dil, din, ırk, meshep ve siyasi görüş farkı gözetmeksizin Kargı ortak noktasında birleşmeniz, derneğimize ve projelerimize sahip çıkmanızdır.
 

“2010 Yılı Hemşehrilerimiz ile Derneğimizin
Yeniden Bütünleşme Yılı Olacak"

diyorum ve hepinize saygılar sunuyorum.